“Başlangıçta Söz vardı…”

10 Temmuz 2024|0 Yorum

Kur’ân, Fatiha ile başlar. ‘Açılış’ anlamına gelen Fatiha ise, ‘hamd’ kelimesiyle başlar. Hamd etmek, kendi varlığının kendine borç olduğunu bilincini canlı tutan bir minnettarlık duygusundan kaynaklanır. Hamd etmek, her şeyini borç aldığını bilme mahcubiyetiyle yaşamaktır. [...]

Din, metafizik değildir.

27 Haziran 2024|0 Yorum

Din, ‘fizik ötesi’ değil; ‘fizik berisi’dir. Dolu dolu fiziktir; kimyadır, biyolojidir, matematiktir, astronomidir. İman etmek için fiziksel gerçekle yüzleşmemiz gerekir. Varlıkları bir anlam sunucusu olarak görmek, var edilişlerine dair duyarlılığı geliştirmektir iman etmek. Varlıktan kaçış [...]

Biz bekliyoruz siz de bekleyin!

26 Haziran 2024|0 Yorum

Bugünlerde Jung psikolojisini iştahla ve heyecanla okuyorum. Jung okuyunca, elbette ki, ilk olarak 'gölge' imgesi her yanımı kuşatıyor. Jung, insanın kötücül ve karanlık yanıyla yüzleşmeden gerçek bir insan olamayacağını vurguluyor ısrarla. Bir ağaç metaforu üzerinden [...]

Nietzsche’nin Sonsuz Döngü Deneyi

23 Haziran 2024|0 Yorum

“Varsayalım ki bir an bir peri sana geldi ve şu teklifi yaptı: ”Yaşadığın ve yaşamakta olduğun bu hayatı, yeniden ve sonsuz kere daha yaşayacaksın; içinde yeni hiçbir şey olmayacak: Yaşamındaki her acı her sevinç her [...]

“Şeriat” ne değildir?

22 Haziran 2024|0 Yorum

"Şeriat nedir?" sorusu mühim bir sorudur. Ancak bu sorunun cevabından çok, soranın aklındaki "şeriat" öncelik arz eder. "Şeriat" kavramı, son yüzyılın kimilerince kasten üretilen, kimilerinin de farkına varmadan malzeme yetiştirdiği "görüntüler"e ve "uygulamalar"a eşitleniyor çünkü. [...]

Borçluluğa övgü

31 Mayıs 2024|0 Yorum

Havada bulut yok ama yağmur kokusu geliyor. Rüzgâr hafifçe ürpertiyor yaprakları. Her ağaç kendince seviniyor. Kavak yaprakları daha coşkulu; her ağaç ayrı bir hışırtı nöbetini üzerine almış gibi. Fındık yaprakları Ağustos başında doğuma hazırlanmanın ciddiyetiyle [...]

Kurbağalar ve İnsanlar

31 Mayıs 2024|0 Yorum

Aniden kaynar suya atılan kurbağalar sudan kaçmak isterler. Soğuk suya atılan kurbağalar ise atıldıkları kaba razı olur. Bu sırada su yavaşça ısıtılır, kurbağalar iyice gevşer. Isınan suda olmaktan memnundurlar. Derken, suyun sıcaklığı kurbağayı haşlayacak noktaya [...]

“Nazif’in Düğmeleri”

14 Mart 2024|0 Yorum

Nazif, o gün düğümlendi kaderine. Annesinin gözlerden ırakta sakladığı o ceketin düğmelerini hırsla kopardığı gün. O yıllarda (1930-1940) çok iyi bilinen "düğme oyunları"nda elindeki tüm düğmeleri kaybetmişti. İşte bu pırıl pırıl gümüş düğmeler kaybettiklerini de [...]

Orucun Kazandırdığı 10 Bilinçli Farkındalık

13 Mart 2024|0 Yorum

Yorgunluk Toplumu kitabında, Byung-Chul Han içselleştirilmiş rekabet kültürü nedeniyle insanların kendilerini tükettiği bir sona doğru itildiğine dikkat çeker. “Herkes kendi kürek mahkumluğunu sırtında taşıyor” der. Byung-Culh Han’ın dikkat çektiği bu tükeniş Tekasür Suresi’nin gündemidir. Sürekli [...]

Gazze ve Utancın Ölümü

8 Şubat 2024|0 Yorum

Bugün (8 Şubat, 2024) itibarıyla tam 4 ayı bulan İsrail saldırıları gayri resmi rakamlara göre 30 binin üzerinde sivil cana mal oldu. Hastaneler, okullar, ambulanslar bombalandı. Tedavi gören yaralılar, çaresiz hastalar, sağlık personeli ve gazeteciler [...]

Abese Boşluğu: Gazze’de görmek istemediğimiz

25 Ocak 2024|2 Yorum

En tepedeki gözlerle göz göze geldiğimizde, ruhumuzun labirentlerinde soğuk rüzgârlar estiren çetin bir sorgulamayla yüzleşiyoruz. "Neden beni yalnız bıraktın?" Gözlerimizi oradan kaçırıyoruz sonra. Yavaşça aşağıya iniyoruz. Ruhumuzu üşüten sorgulayan bakış sönüyor. Anlaşılmaz biçimde rahatlıyoruz. Sönüşüne [...]

Ölümün (ve hayatın) beş rengi

11 Ocak 2024|0 Yorum

Ölüm, hayatın kaçınılmaz sonudur. Ve aslında hayatın inkâr edilmez gerçeğidir. İnsan, öleceğini bilerek yaşayan tek canlıdır. Ömrü çok kısa diye acıdığımız kelebekler bu kısa ömrün hiçbir saniyesinde ölüm korkusu yaşamaz. Kuşlar meselâ. Çok kırılgan canlılardır; [...]

Ölümü ve lezzeti aynı kâseden içmeye ne dersin?

10 Aralık 2023|0 Yorum

Peygamberimizin [asm] “lezzetleri tahrip edeni hatırlayın” sözü, yaygın biçimde “Lezzetleri tahrip eden [ölümü] hatırlayın” şeklinde çevrilir. Oysa, lezzetlerin tahripi, zevklerin bitimi, bütün ömrü sonlandıran nihai ölümü beklemez. Gerçek şu ki, lezzetlerin doğasında vardır ‘ölüm’; hatta [...]

Kutsanmış Narsisizmin Dokuz Dokunulmazı

4 Eylül 2023|0 Yorum

Kendi sözünü Allah’ın sözüne eşitlemek: “Ben Allah’ın âyetlerini konuşuyorum!” Senin sözün Allah’ın sözüne eşitlenemez; çünkü seçtiğin âyeti söylemek üzere seçtiğin bağlam sana aittir; yanılıyor olabilirsin. Senin sözün Allah’ın sözü değildir; çünkü senin söylediğin, Allah’ın sözünden [...]

KURBAN DİYE KESİLECEKLER LİSTESİ

28 Haziran 2023|0 Yorum

Gıybet: Dudağına bir daha hiç değmeyecek şekilde kes. Seninle bir başkasının gıybetini eden, bir başkasıyla senin gıybetini edecektir. Bir başkasının onurunun zedelenmesine izin verirken, kendi onurunu da tehlikeye atıyorsun. Dinlemeyi kes! Nefret: Öfke hakkındır, kızabilirsin [...]

Vahiy insana insanı anlatır

5 Mayıs 2023|2 Yorum

İnsana dair "ahsen-i takvim" ifadesi, insana ayrıcalık vermez. "En güzel kıvam"da değil, "en güzel kıvam"ı bulmak üzere yaratılmıştır. "En güzel"e doğru kendini yoğurma/kıvamlama ödevi almıştır. "Ahsen-i takvim" insan doğmakla alınan ödül değil, doğumla başlayan ödevdir.İnsan, [...]

Kadından imam olur mu?

29 Nisan 2023|0 Yorum

Caminin kadın-dostu olması gerektiğine, cumanın hanımlara açık olması gerektiğine, cenaze ve bayram namazlarının erkek namazı olmadığına dair, açık nebevi tavra dayalı hatırlatma, "kadın erkeklerle yan yana namaz kılacak" ya da "kadınlar da imam olacak" şeklinde [...]

“Din” ne değildir?

23 Şubat 2023|0 Yorum

Din, 'borç' anlamındaki 'deyn'den kök alır. Din, varlığının kendine borç verildiğini bilmektir. Her nefesinde kendisine can bahşedildiğini hissetmek, insanın temel farkındalığıdır. Varlığının bir başlangıcı olduğunu bilmek, kendi varlığını başlatanın kendisi olmadığını hatırlamak, en saf farkındalıktır. [...]

“Ama anne ayaklarının altındaki benim cennetim!”

29 Aralık 2022|1 Yorum

Cennet ayaklarının altında ya sevgili anneciğim, bunu bilerek yürü. Adımlarına dikkat et. Ezme cılız çimenlerimi. Saksılarımı devirme. Havuzumu bulandırma. Çitlerimi yıkma. Benim cennetim orası; senin cennetin değil. Yeni doğan insan için anne bir ilişki okuludur, [...]

“Ene’l Hakk!” -yine, yeni, yeniden

5 Ağustos 2022|2 Yorum

“Ben düşsüz bir uykunun gecesinden sonra, dün burada olan aynı kişiyim-hiç değilse, bugünün ‘düşündeki’ herkes bunu doğrular" derken Abdulkadir Es-Sufî, uykudan her uyanışımızda, etrafımızdakilerden “dünkü ben”in “bugünkü ben” olduğuna dair şahit aradığımızı hatırlatır. Ne var [...]

Bozulmayan Oruçlar Hatırına

14 Nisan 2022|0 Yorum

Senai Demirci’nin “Oruç Çiğnemek Sakızı Bozar mı Hocam?” isimli kitabı din ve medya ilişkisini hiçbir ayrıntıyı atlamadan, oldukça nüktedan ve toplumun her kesiminin anlayacağı bir biçimde sıkmadan fakat aynı zamanda basitleştirmeden anlatan bir kitap olarak karşıma çıktı. Akademik çalışmaların arasında boğulurken, bazen sayfalarca makaleyle anlatılmaya çalışılanın iki cümlede anlatıldığı “lafı gediğine koyan” eserleri gözden kaçırabiliyoruz.

Bir ‘trol’ nasıl yetişir?

4 Şubat 2022|2 Yorum

Çabuk inanırlar, geç anlarlar. Çok inançlı ve az anlayışlıdırlar. İçlerindeki derin öz-değer aç[l]ığını değerli bildikleri bir siyasal/sportif gruba taraftar olarak, karşı-grubu kötüleyerek doyurmak isterler. Troller bu özellikleriyle siyasal cepheleşmelerin göze çarpan, önde gelen araçları haline gelirler. Birbirlerini diyalektik olarak beslerler; sürekli kötüleyecek "öteki" ihtiyacını birbirlerinin yüzünde bulurlar.

İltifat

10 Ocak 2022|1 Yorum

1. Gördüğün, küçük de olsa, o güzel şeyin bana yakıştığını söylüyorsun; varlığımı önemsiyorsun. 2. O güzelliği görecek dikkatinin olduğunu hatırlatıyorsun; beni güzel gören seni güzel güzel görmemi umuyorsun. 3. Bu güzelliğin bende hep var olması gerektiğini, var olabileceğini, çoğalabileceğini vurguluyorsun; sessizce “adam ol!” ev ödevi veriyorsun bana.